ACT (Kabul ve Kararlılık Terapisi)'ın Altı Noktası
- psksenayigenli
- 18 Mar
- 2 dakikada okunur

Kabul ve Kararlılık Terapisi insan zihninin çalışma prensibinden yola çıkarak hayatımızı istediğimiz yönde yaşayabilmemiz için esneklik becerilerine ihtiyacımız olduğunu savunur. Bu esneklik becerileri altı noktada yaşadığımız katılıkların esnemesi ile gerçekleşir.
Ayrışma / Defüzyon: Bilişsel ayrışma olarak da adlandırabileceğimiz bu nokta bize düşüncelerimizle aramıza mesafe koymanın yani onlardan ayrışabilme becerimizin ruh sağlığımız için katkısını gösterir. Düşünceleri sadece düşünceler olarak, duyguları sadece duygular olarak ve bedensel belirtileri sadece duyumlar olarak görmek ve bunları fark ederek gözlemlemek becerilerini kapsar. Zihnin problem çözme veya sorunu ortadan kaldırma talepleri karşısında düşüncesiyle arasına mesafe koyabilmiş kimse bu talepleri fark eder ve işlevsel olup olmadığına göre davranışına karar verir.
Kabul: Zorlayıcı duyguları, düşünceleri, hisleri yargılamadan misafir etmek, onlara alan açmak bizi kabule götürür. İnsanlar çoğunlukla düşüncelerinden uzaklaşmak veya kontrol etmek isterler, bu anlaşılabilir bir yöntem olsa da işlevsel olmadığı görülmektedir. "Benden bir şey olmaz" düşüncesini ne kadar yok etmeye çalışırsanız o kadar karşınıza çıkacak ve sizin adım atmanızı engelleyecek. İnsanların bu duygu ve düşüncelerden uzaklaşmak için kullandığı diğer stratejiler alkol, madde kullanımı veya sosyal medyada uzun vakitler geçirmek olabilir. Kabul bize "sunulanı almak" ve buna gönüllülük geliştirmeyi öğretir.
An'la Temas / Şimdiye Odaklanmak: Psikolojik sıkıntılarla gelen çoğu insan geçmişin ya da geleceğin fazlaca konuşulduğu bir zihin tuzağına düşmüşlerdir. Burada kalmak bizi edilgen ve umutsuz bir insana dönüştürebilir. Sizi bilinçli bir şekilde an'da kalmaya davet ederek dikkatinizi bugüne ve bugün nasıl bir insan olmak istediğinize yöneltmek istiyoruz. Bunun için düşüncelerinizi yargılamadan bedeninizle ve çevrenizle temas kurarak yaptığımız farkındalık egzersizlerine ihtiyaç duyuyoruz.
Bağlamsal Benlik: Kendimizi tanımlamak için çeşitli sıfatlara, etiketlere ve açıklamalara ihtiyaç duyarız. Bunlara kavramsallaştırılmış benlik denir. Eğer kişinin "ben mağdurum" gibi bir kavramsal benliği var ise bununla bütünleştiğinde onu katılaştıran, davranışları üzerinde kontrol sağlayan bir yapıya dönüşür, bu da esnekliği bozar. Bu şekilde tanımlamalar benliği içerik olarak tanımlayan şeylerdir. Bir diğer benlik olararak bağlamsal ya da gözlemleyen benlik ise kişinin tüm kavramsal benliklerini içine alan ve hepsinden daha büyük olan benliktir. Kişi bu benliğiyle temas kurabildiğinde esneklik sergileyebilecektir.
Değerler: Ne için yaşadığımız, hayatta neyi önemli bulduğumuz, nasıl anılmak istediğimiz gibi soruların cevabı bizi değerlerimize götürür. Değerler bize yön veren, bilinçli olarak seçebildiğimiz, aşkın bir benlik hissi deneyimi sağlayan ve sonu olmayan pusulalarımızdır. Kaygı, üzüntü, acı gibi zorlayıcı deneyimleri ancak değerlerimize ulaştırıyorsa kabul etmek kolay olur. Hedeflerden farklı olarak ulaştığımız bir nokta değildir, sürecin kendisi başlı başına değerlerimize hizmet etmelidir.
Değer Odaklı Davranışlarda Kararlılık / Adanmış Eylem: Değerler netleştikten sonra, bu değerler yönünde harekete geçmek bir adanmışlık gerektirir. Değerler yönünde yapılacak davranışlar için hedefler belirlenir ve kişi bu davranışları gerçekleştirme noktasında cesaretlendirilir. Bu noktada danışan kaçmaya veya kontrol etmeye çalıştığı düşünce ve duygularıyla beraber adım atmayı deneyimler. Bu örüntü devam ettirilerek davranışta esneklik sağlanmaya çalışılır.

Yorumlar